• SERVİS 1
  • SERVİS 3
  • FİNANSİF
Haber merkezi

Haber merkezi

22 Eylül 2021 Çarşamba

Erdoğan, BM’de konuştu

Erdoğan, BM’de konuştu
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) 76. Genel Kurulu’nda konuştu. 

Covid-19 kaynaklı salgında 4,6 milyon insanın yaşamını yitirdiğini anlatan Erdoğan, gösterilen çaba ve aşılama sürecine karşın salgının olumsuz etkilerinin sürdürdüğünü söyledi. 

BM’nin yeni çalışma döneminin böyle bir atmosferde çalışmaya başladığını belirten Erdoğan, genel kurulun, uluslararası toplumun küresel meselelerin çözümüne daha etkin katkı sağlaması için güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti. BM Genel Kurul’un “Umutla Dayanaklılığı İnşa Etmek” ana temasıyla çalışmasının yerinde bir karar olduğunu dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

”İnsanlık olarak bize büyük bir aile olduğumuzu tekrar hatırlatan bu salgında, ne yazık ki, küresel dayanışma açısından iyi bir imtihan verilemedi. Bilhassa az gelişmiş ülkeler ve yoksul toplum kesimleri, salgın karşısında adeta kaderlerine terk edildi. Dünya genelindeki can kaybının yüksekliğinde, küresel sistemin artık çözüm yerine sorun çıkaran, sorunları derinleştiren, sorunları çözümsüzlüğe mahkûm eden çarpık yapısının da payı bulunuyor. Milyonlarca insanın hayatını kaybettiği, on milyonlarca insanın virüsün pençesinde kıvrandığı bir dönemde, aşı milliyetçiliğinin farklı yöntemlerle halen sürdürülüyor olması, insanlık adına yüz kızartıcıdır.” 

Covid-19 kaynaklı salgının üstesinden gelmenin uluslararası işbirliği ve dayanışma ile mümkün olduğunu anlatan Erdoğan, tüm ülkelerin salgından kurtulmadan, herhangi bir ülkenin tek başına güvenle hayatını sürdürmesinin mümkün olmadığını söyledi. 

Erdoğan, Türkiye’nin bu konuda gerekli çabayı gösterdiğini, 159 ülke ve 12 uluslararası kuruluşa tıbbi yardım gönderdiğini hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”Bu vesileyle, yerli aşımız Turkovac’ı yakın zamanda milletimizle birlikte tüm insanlığın istifadesine sunacağımızı ifade etmek istiyorum. Dünya Sağlık Örgütü’nün güçlendirilmesi ve salgınlara karşı sözleşme hazırlanması girişimlerini destekliyoruz” dedi. 

”Faturasını tüm insanlık ödemektedir”

Konuşmasında Afganistan’daki duruma da değinen Erdoğan, şunları kaydetti:

”Ben yaptım oldu’ mantığıyla hareket edildiğinde, bunun faturasını sadece belli başlı ülkeler değil, tüm insanlık ödemektedir. Sahadaki gerçekleri ve sosyal dokuyu dikkate almayan dayatmacı yöntemlerle meselelere çözüm üretilemeyeceği en son Afganistan’da, hem de çok acı bir şekilde görülmüştür. Afganistan halkı, 40 seneden fazladır süren istikrarsızlık ve çatışmaların sonuçlarıyla baş başa bırakılmıştır. Siyasi süreçten bağımsız olarak Afganistan’ın uluslararası camianın yardımına ve dayanışmasına ihtiyacı bulunuyor. Ülkede bir an önce barış, istikrar ve güvenliğin tesis edilerek Afgan halkının huzura kavuşmasını temenni ediyoruz.”

Erdoğan, Türkiye’nin Afganistan halkına destek olmayı sürdüreceğine söyledi. 

”Suriye krizinin devamına izin verilemez”

Suriye’de yaşananlarda da çok sayıda insanın yaşamını yitirdiğini ve yerlerinde edildiğini anlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

”Ülkemiz, bir yandan 4 milyona yakın Suriyeliye kucak açarken, bölgeyi kana ve gözyaşına boğan terör örgütlerine karşı da sahada mücadele etmektedir. DEAŞ’la göğüs göğüse çarpışan ve bu terör örgütünü hezimete uğratan tek NATO müttefikiyiz. Yine sahadaki varlığımızla, PKK terör örgütünün Suriye’deki uzantılarının işlediği katliam ve etnik temizlik faaliyetlerinin önüne geçtik. Şehitler verme pahasına yürüttüğümüz çabalar sonucunda güvenli hâle getirdiğimiz bölgelere, şu ana kadar 462 bin Suriyelinin gönüllü olarak geri dönüşünü sağladık. Aynı şekilde, İdlib’teki varlığımız sayesinde, milyonlarca insanın hem canını kurtardık hem yerinden edilmesini önledik. Uluslararası toplum bir on yıl daha Suriye krizinin devam etmesine izin veremez. Soruna, Suriye halkının beklentilerini karşılayacak şekilde, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı temelinde siyasi bir çözüm bulunması için daha güçlü bir irade ortaya konulması gerekiyor.”

Erdoğan, Türkiye’nin ”Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve millî güvenliğimizi tehdit eden terör örgütleriyle mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğini” söyledi. 

Türkiye’de Suriyeliler dışında 1 milyonu aşkın göçmen bulunduğunu anlatan Erdoğan, ”Adil yük ve sorumluluk paylaşımı temelinde, tüm paydaşların bu konuda üzerine düşeni yapmasının vakti çoktan gelmiştir” dedi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya’da ”tüm bölgeleri temsil edilen meşru hükümetin yanında durulması” gerektiğini, Filistin’de ”işgal, ilhak ve yasa dışı yerleşim politikalarına mutlaka ve derhal son verilmesi gerektiğini” söyledi.

Kafkaslardaki istikrarın önemli olduğunu anlatan Erdoğan, Kırım dahil, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin sağlanması, Çin’in toprak bütünlüğü perspektifinde Müslüman Uygur Türklerinin temel haklarının korunması için çaba gösterilmesi gerektiğini ifade etti. 

Kıbrıs’ta adil ve sürdürülebilir çözüm

Kıbrıs’ta adil, kalıcı ve sürdürülebilir çözümün ancak sonuç odaklı, gerçekçi bir yaklaşımla sağlanabileceğini anlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

“Birleşmiş Milletlerin eşit olarak kabul ettiği Ada’daki iki halktan birinin lideri sizlere hitap edebilirken, diğer liderin bu platformda sesini duyuramaması adil değildir. Çözüm için Ada’nın asli unsuru olan Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesi gerekiyor. Kıbrıs Türk halkının ortaya koyduğu yeni çözüm vizyonunu destekliyoruz. Buradan, uluslararası topluma Kıbrıs Türklerinin görüşlerini açık fikirlilikle ve önyargısız bir şekilde değerlendirme çağrısında bulunuyorum. Doğu Akdeniz’deki sükunet ortamının devamı ortak çıkarımızadır. Deniz yetki alanlarının paylaşımına ilişkin sorunların uluslararası hukuk ve iyi komşuluk ilişkileri çerçevesinde çözülmesini temenni ediyoruz. Bunun için öncelikle, Doğu Akdeniz’de en uzun kıyıya sahip Türkiye’yi bölgede yok sayan anlayıştan vazgeçilmesi şarttır.” 

Erdoğan, diyalog ve iş birliği için bölgedeki tüm aktörlerin yer alacağı “Doğu Akdeniz Konferansı” düzenlenmesi önerisinin hâlâ masada olduğunu, Ege Denizi’ndeki sorunların da yine ikili diyalogla çözülmesi gerektiğine inandıklarını söyledi. 

İklim değişikliği

İklim değişikliği kaynaklı sorunların insanlığın geleceğini belirsizliğe atacak boyuta ulaştığını anlatan Erdoğan, yaşanan afetlerin çevreye ve ekosisteme verdiği zararlar yanında, insanların can ve mal güvenliğini de tehdit ettiğini söyledi. Erdoğan, ”Pek çok yerde insanlar toplu olarak başka yerlere gitmeye, göç etmeye hazırlanıyor. Halbuki dünya Suriye ve Afganistan gibi çatışma kaynaklı kriz bölgelerinin yol açtığı mülteci meselesine çözüm bulamadı. Böyle bir dönemde; kuraklık, gıda sıkıntısı, hava olayları gibi sebeplere dayalı yüzlerce milyonluk göçlerle nasıl baş edileceği meçhuldür” dedi. 

İklim değişikliğinin en büyük etkisinin büyük şehirlerin merkezinde yaşayan nüfuslar üzerinde görüleceğini söyleyen Erdoğan, iklim değişikliğinin yol açtığı değişimlerin mevcut altyapıyla karşılanamayacağını söyledi. 

Devletlerin bu sorunların üstesinden gelmek için 2015 yılında Paris İklim Anlaşması’nı imzaladıklarını hatırlatan Erdoğan, anlaşmanın hedefinin, yüzyılın ortasına kadar küresel sıcaklık artışını 1,5 derece ile sınırlı tutmak olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:

“Ancak gidişat, bunun çok da mümkün olmadığına işaret ediyor. Dolayısıyla acil olarak çok daha etkin tedbirlerin alınması gerekiyor. Bunun için öncelikle ve en çok da iklim değişikliğine yol açan sorunların ortaya çıkmasında tarihî sorumluluğu olan ülkelerin elini taşın altına koyması şarttır. İklim değişikliğinin sonuçları, elbette gelişmiş ülke, gelişmemiş ülke ayrımı yapmadan herkesi etkiliyor. Koronavirüs salgınının önüne, geliştirilen aşılarla geçmek belki mümkün olabilecek. Ama iklim değişikliği konusunda böyle bir laboratuvar çözümü bulunabilmesi sözkonusu değildir.” 

Paris sözleşmesi Meclis onayına sunulacak 

Türkiye’nin Paris İklim Anlaşması’na ilk imza atan ülkelerden biri olduğunu hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

”Ancak, yükümlülüklerle ilgili adaletsizlikler sebebiyle henüz bu anlaşmayı yürürlüğe koymamıştık. Son dönemde bu çerçevede kaydedilen mesafenin ardından aldığımız kararı, buradan, BM Genel Kurulu’ndan tüm dünyaya duyurmak istiyorum. Paris İklim Anlaşması’nı, ulusal katkı beyanımız çerçevesinde önümüzdeki ay Meclisimizin onayına sunuyoruz. Glasgow’da yapılacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’ndan önce, ‘karbon nötr’ hedefli anlaşmanın onay aşamasını tamamlamayı planlıyoruz. Yatırım, üretim, istihdam politikalarımızda köklü değişikliğe yol açacak bu süreci, 2053 vizyonumuzun ana unsurlarından biri olarak kabul ediyoruz.”

Erdoğan, AB Yeşil Mutabakatı’na uyum için gereken eylem planının devreye alındığını, ‘’Sıfır Atık Projesi’’ ile geri kazanım oranının artırıldığını, yenilebilir enerji kaynaklarının elektrik üretiminde kurulu gücümüz içindeki payının yükseltildiğini de anımsattı. Erdoğan, ”Küresel hiçbir soruna, krize, çağrıya kayıtsız kalmayan Türkiye’nin iklim değişikliği ve çevrenin korunması hususlarında da üzerine düşeni yapacağını” söyledi.  

Devamını Oku

ÜNİVERSİTE BU İDDİA İLE ÇALKALANIYOR

ÜNİVERSİTE BU İDDİA İLE ÇALKALANIYOR
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sabri Çelik’in Tıp Fakültesi Başhekimi Doç. Dr. Ahmet Güzelçiçek’i, görevden alacağı söylentisi büyük tepki topladı. Vatandaşlar sosyal medyada Başhekime büyük destek verdi.

Köklü tarihi ile bilim alanında birçok başarıya imza atan Harran Üniversitesi, görevden alma dedikodusu ile çalkalanıyor. Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sabri Çelik’in istifaya zorladığı iddia edilen Tıp Fakültesi Başhekimi Doç. Dr. Ahmet Güzelçiçek’e vatandaşlar büyük destek verdi.

Üniversite yönetiminin büyük bir yanlışlık içersinde olduğunu sosyal medya hesaplarından belirten vatandaşlar Başhekim Güzelçiçek’e destek vererek, bu hatadan dönülmesini istedi.

Daha önce de Rektör Çelik, tarafından görevden alınan ve kamuoyunun tepkisi üzerine geri adım atan Üniversite yönetiminin, idareciler üzerinde baskı kurarak istifaya zorlandığı ileri sürüldü.

Vatandaşlar sosyal medyada Başhekim Güzelçiçek’e büyük destek vererek görevde kalmasını istedi.

Sosyal medyanın bir numaralı gündemi olan bu iddia karşısında Üniversite yönetimi hala bir açıklama yapmadı.

Devamını Oku

“Karbon Vergisi’ Uyarısı 

“Karbon Vergisi’ Uyarısı 
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye’de faaliyet gösteren 90 bin ihracatçı firmaya karbon vergisi uyarısında bulundu. 

Avdagiç, “Sanayicimiz, yeşil dönüşüm için harcamaktan kaçındığı her Euro’yu AB’ye vergi olarak verip ‘biz harcamıyoruz, buyrun siz harcayın’ demiş olacak. Yeşil dönüşümü görmezden gelmenin bedeli ton başına 60 Euro’dan sadece bir yılda 2 milyar avroyu aşabilir” dedi.

Türkiye’nin AB’ye yıllık ihracatının 70 milyar doları bulduğunu ifade eden Avdagiç, “karbon vergisi” adı verilen bu verginin ilk uygulamasının 1 Ocak 2023’te başlayacağını, 2026’dan itibaren ise tam olarak yürürlüğe gireceğini bildirdi.

  Avdagiç, şunları kaydetti: “AB, belirlediği sınır değerlerini aşan ürünler için ton başına bugün 60 avro civarında olan ve sürekli güncellenen bir gümrük vergisi uygulayacak. Türkiye olarak tam zamanında bu yeni düzene uygun bir sanayi tesis etmezsek iş dünyası olarak ton başına 60 avrodan yıllık 2 milyar avroyu aşkın bir karbon vergisi yükü ile karşılaşacağız. Başka bir deyişle, sanayicimiz, yeşil dönüşüm için harcamaktan kaçındığı her avroyu AB’ye vergi olarak verip ‘Biz harcamıyoruz, buyurun siz harcayın’ demiş olacak. Yeşil dönüşümü görmezden gelmenin bedeli ton başına 60 avrodan sadece bir yılda 2 milyar avroyu aşabilir.”  İş dünyasına “AB’ye karbon vergisi ödemek yerine yurt dışına gidecek bu finansmanı karbon salımını azaltacak yatırımlar için kullanma” çağrısında bulunan Avdagiç, “Bu para sadece ihracatçımızın değil, Türkiye’nin cebinden çıkan bir kayıp olacaktır.” dedi.

YEŞİL DÖNÜŞÜM BEDELİ YA SİPARİŞ KAYBI YA DA KARBON VERGİSİ OLARAK CEBİMİZDEN ÇIKACAK

Şekib Avdagiç, firmaların Yeşil Mutabakatı ciddi şekilde gündemine alması gerektiğini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu: “İlk etapta ve mutlaka 90 bin ihracatçı firma başta olmak üzere ajandalarının ilk maddesine acilen Yeşil Mutabakatı eklemeli. Hükümet de bunu harekete geçirecek önlemleri ivedi uygulamaya koymalı. Şurası bir gerçek ki, iş dünyamızın bugün kaçındığı yeşil dönüşüm bedeli yarın ya sipariş kaybı ya da karbon vergisi olarak yine bizim cebimizden çıkacak. Sadece 90 bin ihracatçı firmamızın cebinden de değil, vergi ve istihdam kaybı olarak tüm ekonomimizin cebinden çıkacak bir kayıp… Biz istiyoruz ki bu tutarları AB’ye vergi olarak ödemek yerine yatırım yapalım, vergimizi, istihdamımızı, üretimimizi arttırıp bu fonu ülkemiz için kullanalım. Böylece hem ödeyeceğimiz ‘sınırda karbon vergisi’ düşer hem de AB firmalarının Türkiye’yi daha çok tercih etmesini sağlayıp rekabet avantajı elde edebiliriz.”  Sürecin köklü yatırımlar gerektirdiğini belirten Avdagiç, “Yeşil yaşama geçişi ‘yeşil badana’ olarak görme hatasına düşülmemesi son derece önemli. Küçük revizyonlarla geçiştirilecek bir süreç değil. Çünkü AB’nin yeşil dönüşümü, bir badanadan çok daha fazlasını, önemli bir tadilatı içeriyor.” ifadelerini kullandı.

YEŞİL DÖNÜŞÜM UZMANLARI YETİŞTİRMELİYİZ

  İTO Başkanı Avdagiç, Yeşil Mutabakat taslağında bu verginin öncelikli olarak uygulanacağı ürünlerin çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre ve elektrikle sınırlı olduğunu ancak zamanla bu ürün listesinin artırılmasının da mümkün göründüğünü kaydetti.  Avdagiç, “Bu ürün listesi ile bakıldığında yapılacak düzenlemeden dünyada en fazla etkilenecek 3 ülke Çin, Rusya ve Türkiye. İhracatın bir kuruşunun bile ciddi anlamda önemli olduğu bu süreçte ne gelir kaybına ne de pazar kaybına tahammülümüz yok. Uluslararası rekabet gücümüzü korumak için yeşil dönüşüm ve dijital dönüşümü tamamlamak zorundayız.” diye konuştu.  Yeşil sanayinin sadece ticaretin sağlığı için değil, iklim değişikliği ile mücadele ve dünyanın sürdürülebilirliği açısından da olmazsa olmaz olduğunu vurgulayan Avdagiç, “Ayrıca yeşil dönüşüme hakim nitelikli iş gücü yetiştirmek adına da hızla adımlar atılması son derece önemli. Kendi yeşil dönüşüm uzmanlarımızı yetiştirmeliyiz.” dedi. (BSHA – Bilim ve Sağlık Haber Ajansı)

 

Devamını Oku

Meslekten Alıkoyma Cezası !

Meslekten Alıkoyma Cezası !
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Pandeminin ilk gününden itibaren katıldığı televizyon programlarında ve sosyal medya platformlarında koruyucu hekimliğin önemini savunan ve COVID-19 aşıları ile ilgili endişelerini paylaşan Dr. Ümit Aktaş, bir televizyon programındaki açıklamaları gerekçe gösterilerek Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) kendisine 1 ay süre ile geçici olarak meslekten alıkoyma kararı verdiğini açıkladı.

İtiraz sürecini başlatacağını belirten Dr. Ümit Aktaş, “Bana vermeye çalıştıkları meslekten geçici süreyle alıkoyma cezası, TTB’nin zaten azalan itibarını tamamen yok etmekten başka bir işe yaramayacaktır. ” dedi (BSHA)

Devamını Oku

zabıta, imalathaneleri denetledi

zabıta, imalathaneleri denetledi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Siverek Belediyesi halk sağlığının korunmasına yönelik başlattığı denetimleri sürdürüyor.

Koronavirüs salgını nedeniyle denetimlerini arttıran Siverek Belediyesi, iş yerlerine sağlık ve hijyen konusunda uyarılarda bulundu.Zabıta, faaliyet gösteren imalathane ve fırınlarda denetim gerçekleştirdi.

Gıda mühendislerinin de katıldığı denetimlerde kullanılan malzemelerin son kullanma tarihleri ve saklanma koşulları kontrol edildi.

Zabıta Müdürü Abdurrahman Gümüştaş, halk sağlığını korumak, imalat yapan işyerlerinin kontrolünü sağlamak amacıyla sürekli olarak denetimlerin yapıldığını söyledi.

Siverek Belediyesi sağlığı ön planda tuttuklarını ifade eden Gümüştaş, imalat gerçekleştiren pastanelerde yapılan denetimlerde evrak eksiği bulunan esnafların uyarıldığını dile getirdi.

Devamını Oku