Silahlar sustu ve Rojava’da Entegrasyon süreci başladı - NŞanlıurfa HaberNŞanlıurfa Haber Silahlar sustu ve Rojava’da Entegrasyon süreci başladı - NŞanlıurfa Haber

Silahlar sustu ve Rojava’da Entegrasyon süreci başladı

IMG 20260204 WA0031

AK Parti eski Mardin Milletvekili ve yazar Orhan Miroğlu, X hesabından yaptığı kapsamlı açıklamada Rojava’da başlayan entegrasyon sürecini değerlendirdi.

Sürecin yalnızca Suriye Kürtlerini değil, Ortadoğu’da Kürtlerin geleceğini doğrudan etkileyeceğini vurgulayan Miroğlu, yaşananların siyasi beklentilerden bağımsız, objektif biçimde ele alınması gerektiğini belirtti.

Miroğlu, silahların sustuğunu ve Rojava’da entegrasyon sürecinin başladığını ifade ederek, “Sadece Suriye Kürtleri için değil, Ortadoğu’da Kürtler nasıl var olacak sorusu büyük oranda bu sürecin sonucuna bağlı olacaktır” dedi.

Silahlar sustu ve Rojava’da Entegrasyon süreci başladı.

Sadece Suriye Kürtler’i için değil, Ortadoğu’da Kürtler nasıl varolacak sorusu büyük oranda bu sürecin sonucuna bağlı olacaktır.

Kişisel olarak karşısında ve yanında olmamızın taşıdığı bir önem yok, bu tarihi hadiseyi olup bitenler ışığında ve objektif olarak düşünmek ve yorumlamak her türlü siyasi beklentiden daha önemlidir.

Ben de bu çerçevede düşüncelerimi paylaşma ve uyarılarımı yapma ihtiyacı hissediyorum.

Askeri donanımı kusursuz, bazılarının yüzünde sadece gözleri açıkta bırakan siyah maskeler olan devlet güçlerinin Kürt şehirlerine girdiği anların videoları ve fotoğrafları paylaşılıyor, ve milyonlarca insana ulaşıyor.

Kürtler’in yönettiği şehirlere girip idareyi devr alacak olanlar, belli bir ihtiyat ve sanki belli bir mahcubiyet içindeler. Sakinler. Bir zafer sarhoşluğu bir zafer mutluluğu bir kibir yok hal ve tavırlarında. Verilmiş bir görevi yerine getirme sorumluluğu içindeler, bir eğitimden geçmiş görünüyorlar, o kadar.

Onları askeri üniformalar eşliğinde silahsız olarak karşılayan ev sahipleri arasında saçları örgülü genç Kürt kadınlarının sayısı dikkat çekiyor. Onlara da asayiş güçleri deniyor.

Ne şehir halkı alkışlıyor gelenleri ne şehri bu zamana kadar yönetenlerin yüzünde bir memnuniyet var.

Bilhassa asayiş gücü olarak tarif edilen kadınların yüzüne yansıyan derin hüzün, ve kahır hatta, bir yüzyıl anlatısı gibi.

Şener Şen’in ‘Gönül Yarası’ filminde bir Kürtçe şarkının dinlendiği sahnede kadın oyuncu gözyaşlarını tutamayıp ağlayınca, diğeri ‘Kürtçe bilmiyorsun ki, neden ağlıyorsun’ diyor, ‘ ağlamak için Kürtçe bilmek gerekmiyor ki’ diye bir cevap duyulur ve seyirci bu hüzne ortak olur, sahnenin dışında değil içinde hisseder kendini o anda. ‘Gönül Yarasına’ ortak olur.

Bunun gibi ilte, Devir- teslim sırasında oluşan görüntüleri, hissiyatı farketmek için Kürt olmak gerekmiyor.

Fotoğraflar ve yüzlerin neyi yansıttığını anlamak için azıcık John Berger ve başkasının acısına azıcık bakmak için Susan Sontag okumak yeterlidir.

Apocu, Barzanici şu bu değil, sadece Kürt olarak devir teslim merasimleri sırasında çekilen fotoğraflara; siyasi bilinç ve hesapları, çeşitli ve zorlu mücadeleleri barındıran bir hikayeniz olmasa da, sadece bir Kürt olarak baktığınız zaman dahi; Kürtler’e bir kez daha bir millet olduklarının, kuvvetli bir biçimde ve beynelmilel bir ittifakla hatırlatılmış olduğu gerçeğini hissetmemeniz mümkün değildir.

Benim hissiyatım bu, Kürtler’in ekseriyetinin de bu hissiyatı paylaştığını bilmesem paylaşmazdım.

Olan oldu, ama olanı hiç değilse katlanılabilir bir süreç olarak yaşamak sadece Kürtler’e değil, Araplar’a ve Türkiye’ye de lazım.

Anlaşmayla hak haline gelmiş hakkı, helal kılmak ayrı bir zihniyet ve benimseme gerektirir.

Ama bu sürecin doğurduğu sonuçları, çözümün önündeki en büyük engel olan inkarın dile geldiği çeşitli söylem ve açıklamalarla karşılamak Kürtler’in iç içe ve beraber yaşadığı halklara da çok zarar verir.

Bir misal olarak hatırlatmak isterim. Kobani’ye giren Suriye devlet güçlerinin idarecisi saygılı bir üslupla Kobani diye seslenirken, Türkiye’de hala Ayn El Arap demede ısrar etmek, inkara sınırötesi bir alan açmak olarak görülecektir.

Entegrasyon yöneticilerin basitçe yer değiştirmesi değildir. İnsanları itaete davet eder gibi gerçekleşen birleşmenin huzura ve barışa faydası olmaz, yapılan için doğruluğuna ruhen de inanması gerekir.

Suriye’deki entegrasyon bir iki şehrin el değiştirmesi, paylaşılan bir idari mekanizmanın ötesinde çok farklı hissiyatları, yüzyıl içinde yaşanmış yenilgi psikolojilerini tetikleyen ve Kürtler’in bu yüzyıldaki beklentilerinin istikametini, ve Mezopotamya yeniden paylaşılırken paylarına ne düştüğünü göstermeye yarayacak olan çok yönlü bir tarihi süreç olarak görülmelidir.

Hava durumu bilgileri alınamadı. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.