Dışişleri Bakanı Fidan, Şam yönetimi ile YPG/SDG arasındaki mutabakata ilişkin “Prensip gereği, bir uzlaşıya varırlarsa bunu destekleriz ancak kendi endişelerimiz, kendi kırmızı çizgilerimiz var” dedi. Fidan Türkiye’nin bölgesel bir dayanışma platformu oluşturmak istediğini de söyledi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Suriye, İran ve Gazze’deki duruma ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Bakan Fidan, Katar’ın Al Jazeera kanalında yayınlanan ve Resul Serdar Ataş’ın sorularını yanıtladığı röportajda Şam hükümeti ile YPG/SDG arasında varılan mutabakatın çok anlamlı ve önemli olduğunu düşündüğünü belirterek, şunları söyledi:
“Prensip gereği, Türkiye olarak, taraflar kim olursa olsun bir uzlaşıya varırlarsa bunu destekleriz. Çünkü belirli ilkeler üzerinde anlaşmaya vardıkları sürece, bizim açımızdan desteklemeye değer olduğunu düşünüyorum. Ancak Türkiye’nin ulusal güvenlik çıkarları konusunda kendi endişelerimiz, kendi kırmızı çizgilerimiz var. Yine de, Şam hükümeti SDG ile bir anlaşma yaptığında, bunlar genellikle gözetilir. Ancak mevcut duruma geri dönersek, sizin de söylediğiniz gibi, ateşkes devam ediyor ve bu da Amerikan güçlerinin DAEŞ tutuklularını Suriye’den Irak’a nakletmesine olanak tanıyor. Bunun önemli bir gelişme olduğunu düşünüyorum. Bence herkes buna yardımcı olmalı. Türkiye olarak, Amerikalılarla birlikte bunu gerçekten kolaylaştırmak için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz.”
“KAMUOYUNUN PEK BİLMEDİĞİ BİR ŞEY VAR”
Fidan, Türkiye’nin “Kürtlerin liderliğindeki herhangi bir polis yapısını kabul edip etmeyeceğine” ilişkin soruya “SDG esasen Suriye’deki PKK’nın bir uzantısıdır ve PKK’nın dört ülkede dört kolu vardır: Suriye, Irak, İran ve Türkiye. Yani, dört ülke için hedefleri var. Suriye Kürtlerine gerçekten değer veriyoruz. Onlara oldukça adil davranılmalı.” yanıtını verdi.
Fidan, PKK’nın geçmişte yüzlerce kişiyi alıp seferber ettiğini ve SDG ile Suriye’de görevlendirdiğini belirterek, şöyle devam etti:
“Onlar Suriyeli değiller ve şu anda Suriye’deler. Tek amaçları ise Türkiye’nin ulusal güvenlik çıkarlarına zarar vermek. Ve biz bunun gerçekten ortadan kalkmasını istiyoruz. Bu birincisi. İkincisi, dünya kamuoyunun pek bilmediği bir şey var, o da sadece diğer ülkelerden gelen Kürt PKK unsurlarına değil, Suriye’de SDG’nin kontrolündeki bölgelerdeki Türk solcu unsurlarına da Türkiye’ye karşı faaliyet gösterebilecekleri bir sığınak ve yer verildiği. 300 kadar silahlı insan var orada. Bunlar Türk sol örgütlerinin üyeleri ve tek görevleri Türk askeri ve güvenlik güçlerine saldırı fırsatları aramak. Biz hepsini tanıyoruz, onlar da bunu biliyor. Biz bunun da ortadan kalkmasını istiyoruz.”
“TEK BİR ORDU OLMALI”
Fidan, geri kalanların, taraflar arasında egemen ve üniter devlet ilkeleri çerçevesinde ele alınması gerektiğine işaret ederek, “Bence egemen ve üniter bir devlette iki ordunun varlığını istemezsiniz. Tabii ki tek bir ordu olmalı, tek bir otorite tarafından komuta edilen tek bir ordu. Polis güçleri ve diğer konular ise Şam ile SDG arasında düzenlenebilir. Bu kadar mikro yönetimle uğraşmak istemiyoruz. Kendi hassasiyetlerimizin oldukça farkındayız, SDG ve diğer taraflardan istediğimiz şeyin oldukça yapılabilir olduğunu düşünüyorum” diye konuştu.
ABD Başkanı Donald Trump’ın dış politika hedefi olarak yapmaya çalıştığı şeyin oldukça büyük bir fark yarattığını düşündüğünü söyleyen Fidan, şunları kaydetti:
“Öncelikle, Gazze’de ateşkes sağlanması konusunda yapmaya çalıştığı şey, bizim de desteklediğimiz bir şey. Biz de iş birliği yapıyoruz. Ukrayna’da yapmaya çalıştığı şey, Rusya ile Ukrayna arasında, dolayısıyla Avrupa ile Rusya arasında bir savaşı durdurmak. Bu, bizim gerçekten değer verdiğimiz bir şey. Suriye’ye gelince, bakış açılarımızın büyük ölçüde örtüştüğünü düşünüyorum. Trump yönetimi, yeni Suriye yönetiminin kendi sorunlarını çözmesini ve uluslararası toplumun sorumlu bir üyesi olmasını istiyor.”