*YÜREĞİ GURBETTE, SEVGİSİ URFA’DA KALAN EZELÎ DOSTUMUZ*
*ECZ. CEMİL MISIRLI’YA BİR VEFA BORCU…*
• Urfa’da başlayan çocukluk ve gençlik yılları
• Ankara Eczacılık Fakültesinde kesişen yollarımız
• Gazi Mahallesi’ndeki unutulmaz öğrenci evimiz
• Hem okuyan hem takside çalışan mücadeleci bir genç
• Karakalem bir resimle başlayan Londra serüveni
• Altın ve pırlanta sektöründen iş dünyasına uzanan başarılı bir hayat
• Londra’da hemşehrilerinin ve dostlarının sığındığı güvenilir bir kapı
• Urfa lahmacunu ve çiğköftesinden vazgeçmeyen bir gurbetçi
• Dostlarına sürprizler yapmayı seven, vefa dolu bir gönül insanı
• Yılların ve mesafelerin eskitemediği yarım asırlık dostluğumuz
*Hazırlayan ve Derleyen:*
Ecz. Bakır YEGENOĞLU
👇🏼👇👇🏼👇👇🏼👇
*Kıymetli Dostlarım;*
*Değerli okuyucularım;*
Bugün sizlere grubumuzda bulunan, Urfa’mızın yetiştirdiği kıymetli insanlardan; uzun yıllardır Londra’da yaşamasına rağmen yüreği hâlâ Urfa, ülkesi ve dostları için çarpan ezelî arkadaşım ve kardeşim Ecz. Cemil MISIRLI’dan söz etmek istiyorum.
Cemil kardeşime:
“Hayat hikâyeni yazmak istiyorum. Bana biraz yardımcı olur musun?” dediğimde, her zamanki samimiyeti ve bana duyduğu güvenle:
“Bakır, sen bizim A’dan Z’ye her şeyimizi biliyorsun. Geçmişimizi ve dostluğumuzu en iyi bilenlerdensin. Gönlünden geldiği gibi yaz.” dedi.
Ben de onun bu güzel güveninden cesaret alarak, birlikte yaşadığımız günlerden, ortak hatıralarımızdan ve yarım asrı aşan dostluğumuzdan hareketle bu yazıyı kaleme almaya çalıştım.
Başta Cemil kardeşim olmak üzere; hatırlamakta eksik kaldığım veya farkında olmadan yanıldığım bir husus olursa hoşgörüyle karşılanmasını rica ediyorum.

*URFA’DA BAŞLAYAN HAYAT YOLCULUĞU*
Cemil Mısırlı, Şanlıurfa’da dünyaya geldi. İlkokul, ortaokul ve lise öğrenimini Urfa’da tamamladı.
Kader, bizi daha sonra Ankara Eczacılık Fakültesinde yeniden bir araya getirdi. Aynı şehrin çocukları olarak çıktığımız eğitim yolculuğunda arkadaşlığımız, kısa zamanda sağlam ve unutulmaz bir dostluğa dönüştü.
Okulumuza yürüme mesafesinde bulunan Ankara Gazi Mahallesi’nde; ben, Cemil Mısırlı, Niyazi Yanmaz ve Gaziantepli Mehmet kardeşimiz birlikte bir ev kiraladık.
O öğrenci evi yalnızca barındığımız bir yer değil; gençliğimizin, kardeşliğimizin ve bugün dahi yüzümüzde tebessüm oluşturan sayısız hatıramızın yaşandığı bir dostluk yuvasıydı.
Yıllarca acı ve tatlı günleri birlikte yaşadık. Zaman zaman maddi sıkıntılar çeksek de gönlümüz zengindi. İnançlı, birbirine bağlı gençlerdik. Birbirimize küsmeden, kırılmadan ve birbirimizden kopmadan eğitim hayatımızı sürdürdük.
*GAZİ MAHALLESİ’NDEKİ DOSTLUK YUVAMIZ*
Evimizin okula yakın olması sebebiyle ders aralarında, akşamları ve kimi zaman gecenin ilerleyen saatlerinde arkadaşlarımız bize gelirdi.
Başta rahmetli Müfit Yetkin kardeşimiz olmak üzere pek çok arkadaşımızın uğrak yeri olan evimiz; sohbetin, neşenin, gırgırın ve şamatanın eksik olmadığı sıcak bir buluşma noktasıydı.
Bazı arkadaşlarımız evimizdeki güzel ortamdan öylesine hoşlanırdı ki:
“Siz ne zaman gitmemi isterseniz söyleyin, ancak o zaman giderim. Çünkü ben böyle bir keyfi kendi evimde bile yaşamıyorum.” derlerdi.
O günlerde kurduğumuz dostluklar yıllara meydan okudu. Birbirinden değerli ve seçkin arkadaşlar ile aileler edindik.
Bugün hâlâ 40–50 okul arkadaşımızla her yıl farklı bir tatil yöresinde ailelerimizle birlikte buluşuyor, geçmişi yâd ediyor ve hasret gideriyoruz.
Gerçek dostluğun en güzel tarafı da budur: Aradan onlarca yıl geçse bile aynı samimiyetle kaldığı yerden devam edebilmek…
*ALDIĞIMIZ SIKI ECZACILIK EĞİTİMİ*
Sırası gelmişken, aldığımız eczacılık eğitiminden de kısaca söz etmek isterim.
Bizler; ilaçların etken maddelerinin belirli kalite ve dünya standartlarına uygunluğunu esas alan, son derece disiplinli ve ciddi bir eğitim aldık.
Türk Farmakopesi çalışmalarına büyük emekleri bulunan, alanlarının duayeni kıymetli hocalardan ders alma imkânına sahip olduk.
Bunların başında asker kökenli General Prof. Dr. Enver İzgü ile Prof. Dr. Michel Bertucat geliyordu.
Merhum Enver İzgü Hocamız amfiye girmeden önce asistanı bizleri uyarır; hepimiz ayağa kalkarak hocamızı hazır ol vaziyetinde karşılar ve dersini büyük bir dikkat içerisinde dinlerdik.
Prof. Dr. Michel Bertucat ise Paris’ten gelir, Türkçe bilmesine rağmen farmasötik kimya derslerini Fransızca anlatırdı. Asistanı anlatılanları Türkçeye çevirir, bizler de bu ağır ve nitelikli eğitimi öğrenebilmek için büyük gayret gösterirdik.
Cemil kardeşim de hem bu zorlu eğitimi sürdüren hem de hayat mücadelesinin içinde çalışarak ailesine destek olan azimli arkadaşlarımızdandı.

*HEM OKUDU HEM ÇALIŞTI*
Cemil’in rahmetli ağabeyi Ahmet Mısırlı, o yıllarda Ankara’da yaşıyordu. Kuyumculuk mesleğini bilmesine rağmen geçimini sağlamak için taksicilik de yapıyordu.
Bizleri hiçbir zaman yalnız bırakmayan Ahmet ağabey, Cemil’e olduğu kadar bizlere de yakınlık gösterirdi.
Cemil kardeşimiz bir taraftan fakülteye devam ederken diğer taraftan ağabeyiyle dönüşümlü olarak takside çalışırdı.
Güzel kazanç elde ettikleri bazı akşamlarda bizleri otomobile bindirir ve Ankara’yı gezdirirlerdi. Gençlik yıllarımızın en güzel hatıralarından bazıları da o Ankara gecelerinde saklıdır.
Allah rahmetli Ahmet ağabeyimize gani gani rahmet eylesin, mekânı cennet olsun.
*KIBRIS’A VE LONDRA’YA UZANAN YOL*
Ahmet ağabeyimiz Kıbrıs gazisiydi. Kıbrıs’ta edindiği dostlukların da etkisiyle Mağusa’ya giderek burada bir kuyumcu dükkânı açtı.
Cemil de yaz tatillerinde ağabeyinin yanına gider, kuyumcu dükkânında onunla birlikte çalışırdı. Böylece hem kuyumculuk mesleğinin inceliklerini öğreniyor hem de farklı insanları ve kültürleri tanıyordu.
Cemil’in gençlik yıllarından beri dikkat çeken önemli yeteneklerinden biri de karakalem resim yapmasıydı. Çok güzel resimler çizer, ancak yaptığı eserleri kolay kolay kimseye vermezdi.
Anlatıldığına göre Cemil, Mağusa’da dinlenmek amacıyla bir parkta oturduğu sırada bir hanımefendiyle tanışır. Aralarında başlayan sıcak sohbet sırasında hanımefendinin karakalem portresini çizer.
İşte o karakalem resim, Cemil kardeşimizin hayatını değiştiren güzel bir tanışmanın başlangıcı olur.
Kısa zamanda birbirlerini sever ve evlenerek Londra’ya yerleşirler.
*LONDRA’DA KURULAN GÜZEL BİR AİLE*
Bu evlilikten, İstanbul’a geldiklerinde tanıma ve birlikte gezme imkânı bulduğum dünya iyisi iki kız çocukları oldu.
Cemil ve kıymetli eşi, çocuklarını İngiltere’nin eğitim ve teknoloji imkânlarından yararlandırırken aynı zamanda Urfa’nın örf, âdet ve aile geleneklerinden koparmadan yetiştirdiler.
Kızları iyi eğitim alarak kendi alanlarında önemli ve saygın mevkilere geldiler. Kızlarından biri de hukuk alanında yetişerek avukat oldu.
Ailece zaman zaman İstanbul’a ve Şanlıurfa’ya geldiler. Cemil, çocuklarını doğduğu topraklarla buluşturdu; 58 Meydanı’ndaki doğduğu evi, mahallesini ve çocukluk günlerinin geçtiği sokakları ailesiyle birlikte ziyaret ederek eski hatıralarını yâd etti.
Çünkü insan dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın, çocukluğunun geçtiği sokağı ve doğduğu şehrin kokusunu hiçbir zaman unutamıyor.
*CEMİL’İN ANNESİNİN İLGİNÇ HAYAT HİKÂYESİ*
Cemil kardeşimiz, annesini de yanına alarak Londra’ya götürdü.
Annesinin İngiltere’deki resmî işlemlerinin kolaylaştırılması için kendisine uygun yaşlarda, Müslüman ve iyi huylu bir insanla tanıştırılmasına vesile olundu.
Ancak Cemil’in annesi bu kişiyi görünce:
“Oğlum, böyle bir işin sahtesi olmaz. Bu insan iyi birine benziyor.” diyerek konuya gönülden yaklaştı.
Başlangıçta resmî bir kolaylık düşüncesiyle yapılan tanışma, iki güzel insan arasında gerçek bir sevgiye ve mutlu bir evliliğe dönüştü.
Birlikte hacca giderek hacı oldular. Bir süre sonra eşi vefat edince sahip olduğu mal ve mülkler Cemil’in annesine kaldı.
Her ikisine de Allah’tan rahmet diliyor, mekânlarının cennet olmasını temenni ediyorum.
*LONDRA’DA BAŞARILI BİR İŞ HAYATI*
Cemil Mısırlı kardeşimiz Londra’da altın, pırlanta, restoran, fabrika ve çeşitli ticari alanlarda çalışarak iş dünyasında kendisine saygın bir yer edindi.
Çalışkanlığı, dürüstlüğü, insan ilişkilerindeki başarısı ve güven veren kişiliği sayesinde geniş ve seçkin bir çevreye sahip oldu.
Başarısını yalnızca kendisi için kullanmadı. Dostlarından ve akrabalarından en az 25–30 kişinin Londra’ya gelmesine, iş bulmasına ve kendi ayakları üzerinde durmasına yardımcı oldu.
Yeni bir ülkeye giden insanların yaşadığı güçlükleri çok iyi bildiği için kapısını kendisine başvuran insanlara hiçbir zaman kapatmadı.
Yardımseverliği ve insanlara sahip çıkması nedeniyle Londra’da yaşayan Urfalılar ve Türkiye’den giden dostları arasında sevilen, sayılan ve güvenilen bir isim hâline geldi.
Bazı kişiler Cemil’in referansıyla İngiltere’ye gittikten sonra geri dönmeyince, zaman içerisinde onun adını vererek vize almak isteyen dostları da birtakım güçlüklerle karşılaştılar.
Bu durum dahi Cemil’in yıllar boyunca ne kadar çok insana yardımcı olduğunun ve insanlara nasıl güven verdiğinin bir göstergesidir.
*HERKESİN YARDIMINA KOŞAN BİR DOST*
Cemil kardeşimiz, dostunun sıkıntısını kendi sıkıntısı kabul eden insanlardandır. Yasal çerçevede yardımcı olabileceği bir konu olduğunda elinden gelen bütün gayreti gösterir.
Londra’ya yolu düşen Urfalıların, dostlarının ve Türkiye’den gelen çeşitli devlet adamları ile tanınmış isimlerin uğrak noktalarından biri olmuştur.
İngiltere’de çalışma hayatını başarıyla tamamlayarak emekliliğe hak kazanmış olmasına rağmen hayatın içinde olmaktan hiçbir zaman vazgeçmemiştir.
Her gün düzenli spor yapar. Doğanın güzelliklerini yakalamak için zaman zaman yüzlerce kilometre yol kateder; gördüğü güzel manzaraları fotoğraf ve videolarla kayıt altına alır.
Dünyanın pek çok ülkesini gezmiş, farklı kültürleri tanımış; ancak gönlündeki Urfa sevgisini daima korumuştur.

*HAYATIN GETİRDİĞİ YENİ YOLLAR*
Aradan yıllar geçtikçe Cemil kardeşimiz ile ilk eşi, aralarındaki yaş ve hayat temposu farklılığını karşılıklı anlayışla değerlendirdiler.
Kıymetli eşi bir gün Cemil’e:
“Sen hâlâ çok hareketli ve hayat dolusun. Ben ise artık daha sakin bir yaşam sürmek istiyorum. Gel, birbirimizi kırmadan ve güzel hatıralarımızı incitmeden yollarımızı dostça ayıralım. Ancak arkadaşlığımız ve aile bağlarımız devam etsin.” dedi.
İkisi de gönül rızasıyla anlaşarak, yetiştirdikleri avukat kızlarının da yardımıyla, herhangi bir kırgınlık yaşamadan evliliklerini dostane biçimde sonlandırdılar.
Çocukları ve birlikte geçirdikleri güzel yılların hatırası sayesinde karşılıklı saygılarını ve aile bağlarını korumaya devam ettiler.
Bu ayrılık, bir kavga veya kırgınlık değil; iki olgun insanın birbirlerinin hayatına ve tercihlerine duyduğu saygının bir sonucuydu.
*CEVAHİR ALIŞVERİŞ MERKEZİ’NDEKİ BULUŞMA*
Bir süre sonra Cemil beni telefonla arayarak Londra’da yaşayan ve evlenmeyi düşündüğü bir hanımefendiden söz etti:
“Bakır, bu hanımefendi İstanbul’a gelecek. Cevahir Alışveriş Merkezi’nde kendisiyle görüşebilir misin? Bir çay, kahve için; senin düşüncen ve kanaatin benim için önemlidir. Senin de kafana yatarsa kendisiyle evlenmeyi düşünüyorum.” dedi.
Ben de onun bu isteğini kırmayarak Cevahir Alışveriş Merkezi’ne gittim.
Karşımda bakımlı, güzel ve zarif bir hanımefendi vardı. Birlikte çay ve kahve içerek sohbet ettik. Konuşmalarından Cemil’e karşı olumlu duygular beslediği anlaşılıyordu.
Görüşmenin ardından Cemil’e düşüncelerimi ve izlenimlerimi samimiyetle aktardım.
Daha sonra Cemil ile bu hanımefendi birlikte yaşamaya başladılar. Hatta bir yaz Dikili’ye kadar gelerek misafirim oldular ve birlikte güzel vakit geçirdik.
Ancak zaman içerisinde Cemil, bu ilişkinin beklediği samimiyet ve güven ortamında ilerlemediğini fark etti. Yaşadığı bazı hadiseler, iyi niyetinden yararlanıldığı düşüncesine kapılmasına sebep oldu.
Bunun üzerine hiç kimseyi kırmadan, kendi huzurunu ve hayat düzenini korumayı tercih ederek bu ilişkiyi sonlandırdı.
Bugün Cemil kardeşimiz bekâr olarak hayatını sürdürmekte; spor yapmakta, dünyayı gezmekte, doğanın güzelliklerini görüntülemekte ve dostlarıyla bağlarını korumaktadır.

*LONDRA’DA BİR URFA SOFRASI*
Cemil, içki kullanmaz; fakat güzel yemek yemeyi, dostlarıyla aynı sofrayı paylaşmayı ve ikram etmeyi çok sever.
Özellikle Urfa lahmacunu ile çiğköfteyi hiçbir yemeğe değişmez.
Üstelik yalnızca yemesini değil, hazırlamasını da çok iyi bilir. Kendi elleriyle yaptığı lahmacun ve yoğurduğu çiğköfte, neredeyse usta bir aşçının elinden çıkmış kadar lezzetlidir.
Onun sofrasında yalnızca yemek değil; Urfa’nın muhabbeti, misafirperverliği ve gönül sıcaklığı da bulunur.

*İSTANBUL’DAKİ SEYYAR MARKETİ*
Cemil kardeşimizin İstanbul’da sürekli kullanıma hazır tuttuğu bir otomobili vardır. Otomobilinin bagajı adeta küçük bir market gibidir.
Orada ihtiyaç duyabileceğiniz pek çok şeyi bulmanız mümkündür. Bu da onun hazırlıklı, tedbirli ve paylaşmayı seven kişiliğinin güzel bir göstergesidir.
*SÜRPRİZLERİ SEVEN VEFA DOLU BİR DOST*
Cemil’in sürprizlerle dolu, renkli bir kişiliği vardır.
Bazen telefon açarak:
“Bakır, bir arkadaşım İstanbul’a geliyor. Sana bir paket gönderdim, nereye getirsin?” der.
Ben de:
“Cemil, hiç gerek yok; zahmet etmişsin.” desem bile adresi vermek zorunda kalırım.
Belirlenen saatte ve yerde paketi getirecek kişiyi beklerken bir de bakarım ki karşımda Cemil’in kendisi duruyor!
İşte onun dostlarına yaptığı böylesine güzel ve unutulmaz sürprizleri vardır.
Yıllardır İngiltere’den getirdiği çayları, kahveleri, çikolataları ve özel hediyeleri tüketmeye yetişemiyoruz.
Fakat bu hediyelerin maddi değerinden çok, arkasındaki dostluk, vefa ve hatırlanmış olma duygusu bizler için kıymetlidir.
*İSTANBUL’DAKİ İKİ VAZGEÇİLMEZ DOSTU*
Cemil kardeşimiz İstanbul’a geldiğinde mutlaka görüştüğü iki yakın dostundan biri şahsım, diğeri ise grubumuzda bulunan amcaoğlu Mustafa Mısır kardeşimizdir.
İstanbul’a geldiğinde ilk uğradığı adreslerden biri Mustafa Mısır kardeşimizin yanıdır.
Bizler de bir araya geldiğimizde bazen gece yarısını aşar, sabahlara kadar eski günlerden, Ankara’daki öğrencilik hatıralarımızdan, Urfa’dan, Londra’dan ve hayatın bizi götürdüğü yollardan konuşuruz.
Aradan geçen onca yıla rağmen sohbetimizin tadı ve dostluğumuzun sıcaklığı hiçbir zaman değişmemiştir.
Çünkü Cemil, arkadaşlığı geçici bir tanışıklık değil, ömür boyu korunması gereken bir gönül bağı olarak gören ender insanlardandır.

*YÜREĞİ HÂLÂ URFA İÇİN ÇARPAN BİR GÖNÜL İNSANI*
Cemil Mısırlı kardeşimiz; dostunun dostu, duygusal, vefalı, yardımsever, paylaşmayı ve insanları mutlu etmeyi seven güzel bir insandır.
Yıllardır Londra’da yaşamasına rağmen Urfa’yı, ülkesini, ailesini ve eski dostlarını hiçbir zaman unutmamıştır.
Mesafeler onun dostluklarını azaltmamış; tam tersine yıllar geçtikçe daha da güçlendirmiştir.
Çünkü bazı insanlar doğdukları şehirden uzaklaşsalar bile o şehri yüreklerinde taşımaya devam ederler.
Cemil kardeşimiz de Urfa’yı yalnızca hatırlayanlardan değil, Urfa’yı Londra’da yaşatanlardan biridir.
Bizim dostluğumuz da yılların, mesafelerin ve hayatın bütün değişikliklerinin eskitemediği, yarım asrı aşan gerçek bir kardeşliktir.
Kıymetli dostum ve kardeşim Ecz. Cemil MISIRLI’ya; evlatları, ailesi ve bütün sevenleriyle birlikte sağlık, huzur, mutluluk ve esenlik içerisinde geçireceği hayırlı, bereketli ve uzun bir ömür diliyorum.
Dostluğumuzun ve kardeşliğimizin daha nice yıllar aynı samimiyetle sürmesini temenni ediyor; kendisine sevgilerimi, selamlarımı ve en içten muhabbetlerimi gönderiyorum.
İyi ki varsın Cemil kardeşim…
İyi ki yollarımız Ankara’da yeniden kesişmiş…
İyi ki yılların ve mesafelerin eskitemediği ezelî dostlarımızdansın…
Ecz. Bakır YEGENOĞLU
