Köşe Yazısı

DOKTOR HAZIM AÇANAL BANA “EDİBE” ADINI VERMESEYDİ, BELKİ DE SİZLERE BU YAZILARI YAZAMAZDIM

Edibe Aydın Kahya

Edibe Aydın Kahya

Tüm Yazıları Gör
DOKTOR HAZIM AÇANAL BANA “EDİBE” ADINI VERMESEYDİ, BELKİ DE SİZLERE BU YAZILARI YAZAMAZDIM

Türkiye’nin en sıcak illerinden biri olan Urfa’da; yılın en sıcak günlerinden birinde 4 Temmuz 1949 günü, ilk çocuklarının doğumunu heyecanla bekleyen Müslüm- Fatma KÂHYA çifti; alışılmış bir kuralla eve mahalle ebesini çağırırlar. Fakat ebe, doğumun zor olacağını ve hastaneye gitmelerini önerir. Genç anne hastaneye götürülür. Atmış dokuz yıl öncesine dönersek, her aile ilk çocuğunun oğlan olmasını ve babasının adını vererek, soyunun devam etmesini istemektedir. Yirmi sekiz yaşındaki genç baba adayı Müslüm de aklına kız ihtimalini getirmeden hastane odasının önünde beklemektedir. O yıllarda ultrayon olmadığı için, çocuğun cinsiyetini önceden belirlemek imkânsızdı. Babasının adını vereceği oğlunu, kucağına alacağı anı beklerken dakikaları saymakta ve gözünü saatten ayırmamaktadır. Bir ara cebinden bir demet para çıkarıp, saymaya başlar. Bunu göz ucu ile takip eden hasta yakını, merak edip sorar.

– Bu kadar para ile neden buraya geldin? Heyecandan eli titreyen baba, saydığı parayı cebine koyarken:
– Birazdan oğlum olduğunu müjdeleyecekler. Çalışanlara bahşiş olarak dağıtacağım.

Bu cümleyi duyanlar, duymayanlara mı söyledi, yoksa çocuk sahibi olacak ailenin ekonomik durumunun iyi olduğunu, daha önceden hastane personeline bildiren mi oldu? Çünkü hastane odasının önünde heyecanlı bir olay yaşandı. Önce bir hemşire odadan çıktı.

– Müslüm Bey gözünüz Aydın bir oğlunuz oldu! Bu haberle gözleri parlayan baba, elindeki paraları bir anda çevresindeki hastane personeline dağıttı. En büyük miktarı da oğlunu kucağında getirecek hemşireye sakladı. Aradan yaklaşık yarım saat geçince hemşire kucağında bebekle odadan çıktı. Kendisine hızla yaklaşan babanın kucağına bebeği verirken; formasının cebine uzanan eli fark etti.

– Teşekkür ederim. Çok tatlı bir kızınız oldu! Uzun ömürlü ve sağlıklı olsun.
Bu cümleyi duyan babanın gözlerindeki ışıltı kayboldu. Gözlerinden iki damla yaş yanaklarından süzüldü. Sonra bebeği bağrına bastırdı. Ağzından şu sözcükler döküldü:
– Ben kız adı düşünmemiştim. Aklıma hiç kız adı gelmiyor. Tam bu sırada hayatımı etkileyen ilginç bir olay yaşanıyor:

O yıllarda, Urfa Devlet Hastanesi’nde yeterli doktor olmadığı için sağlık hizmetlerinde aksaklık yaşanıyordu. Bunu iyi bilen, Urfa sevdalısı Dr. HAZIM AÇANAL, her fırsatta gönüllü olarak, hastaneye gidiyor, insanların acısını dindirmeye çalışıyordu. Bu özverili çalışmanın karşılığında da hiçbir ücret almıyordu. İşte, o gün yine hastanedeki gönüllü görevinde olduğu için, hastane koridorlarında yürüyordu. Bu nedenle, oğlu olmadığı için duygulanan babanın sözlerini duymuştu. Kendince bir babanın üzüntüsünü gidermek de, bir doktorun görevi olduğunu biliyordu. Bu nedenle hemen genç babanın yanına yaklaştı:

“Siz, kız adını düşünmemişsiniz, bu nedenle, bebeğin adını vermek bize düştü. O’na anlamlı ve güzel bir isim verelim, dedi.

“Adı EDİBE HANDAN olsun,” demiş.

İşte “oğlun oldu” diye hemşirelerin şaşırttığı baba; kızına bir doktor tarafından verilen isimle, mutlu oldu.

İsimlerin insanların kişiliğini etkilediğine inanan biri olarak, küçklüğümden beri hep yazı yazma isteğimi, adım ile ilişkilendirerek, bana “EDİBE” (bayan edebiyatçı) anlamına gelen ismimi veren Dr HAZIM AÇANAL’ı rahmetle anıyorum. Ülkemizin büyük bir değerinin arkasında bıraktığı binlerce anısı ile her zaman hatırlanacağına yürekten inanıyorum. Mekânı cennet olsun.

Aklıma her geldiğinde O’nu rahmetle anacağım. Çünkü edebiyat, şiir benim hayatımın bir parçası olarak ismimle özdeşleşmiş, adımın edebiyatçı olarak anılmasını sağlamıştır.