DOLAR 30,9221 0.02%
EURO 33,4478 -0.05%
ALTIN 2.012,380,04
BITCOIN 16166150,75%
Şanlıurfa
12°

HAFİF YAĞMUR

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Doğu ve Güneydoğu’nun ölümle sonuçlanan en köklü sorunu arazi kavgaları

Doğu ve Güneydoğu’nun ölümle sonuçlanan en köklü sorunu arazi kavgaları

ABONE OL
12 Temmuz 2023 17:07
Urfa Haberleri Doğu ve Güneydoğu’nun ölümle sonuçlanan en köklü sorunu arazi kavgaları
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Birçok açıdan dezavantajlı bir konumda bulunan Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun en köklü sorunlarından biri de ölümle sonuçlanan arazi kavgaları… Sorunun oldukça çetrefilli olduğu kaydedilirken çözüm için çok boyutlu çalışmalara ihtiyaç olduğu vurgulanıyor…

Edessa tv’den Vedat Ak’ın  bölgenin kanayan yarası arazi kavgalarının nedenlerini araçtırdı

Geçtiğimiz günlerde Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde silahların konuştuğu arazi kavgasında 9 kişinin hayatını kaybetmesi büyük yankılar uyandırdı. Yine son aylarda Mardin, Siirt ve Şanlıurfa’da aileler arasında arazi anlaşmazlığı nedeniyle çıkan kavgalarda çok sayıda kişi yaşamını yitirmişti. Uzmanlara göre infial uyandırması gereken bu elim hadiselerin olağan karşılanması kabul edilemez. Çünkü bu olay münferit ve adi bir vakıa değil aksine yaygın görülen, yapısal ve çok yönlü toplumsal bir soruna işaret ediyor. Bilindiği gibi bölgede neredeyse her yıl buna benzer acı olaylara tanık olunuyor. Sonuçta bu olaylar, ardı arkası kesilmeyen kan davalarına dönüşebiliyor. On yıllara yayılan bu sorununun büyümesinde geçmişten bu yana çeşitli hükümetlerin izlediği yanlış politikaların etkili olduğu iddia ediliyor. Kangren haline gelen sorunun birçok faktöre bağlı olduğu belirtilirken çözüm için kapsamlı ve bütüncül politikaların gerektiği vurgulanıyor.

ARAZİ KAVGALARI BÖLGENİN TRAJİK YAZGISI MI?

Genel olarak bakıldığında arazi kavgalarının temel nedenleri arasında kaynakların sınırlı olması, hızlı nüfus artışı, ekonomik eşitsizlikler ve yasaların belirsizliği yer alıyor. Kaynakların sınırlı olması, özellikle tarım arazileri ve su kaynakları gibi stratejik öneme sahip alanlarda insanları rekabete ve mücadeleye sürüklüyor. Ayrıca kentleşme ve nüfus artışıyla birlikte araziye olan talebin artması ve gelir dağılımındaki adaletsizlikler de bu kavgalara neden olabiliyor. Öte yandan bölgede toprağa atfedilen kutsiyet ve anlamın da bu kavgaların büyümesinde rol oynadığı değerlendiriliyor. Çünkü sosyokültürel yapısı itibarıyla bölgede toprak; güç ve onur gibi değerleri de temsil ediyor ve kimliğin temel bir unsuru olarak kabul ediliyor. Ancak bu kavgaların doğmasında arazi kullanımını düzenleme ve dağıtım sürecinde yapılan hataların birincil derecede etkili olduğu düşünülüyor. Örneğin sonuçları hesaplanmamış yararsız bir toprak reformu veya arazi sahipliğini belirlemek için yetersiz bir yasal çerçeve bu soruna kapı aralayabiliyor. Nitekim Doğu’da görülen bu sorunun esasen geçmişte bazı hükümetlerin yereldeki dinamikleri görmezden gelen popülist ya da ideolojik yaklaşım ve uygulamaları dolayısıyla ortaya çıktığı öne sürülüyor.

Kimi uzmanlara göre Türkiye tarihine bakıldığında farklı dönemlerde çıkarılan toprak ve tarım reform kanunu, toprak koruma kanunu, arazi iadeleri, ortak meralar, arazi toplulaştırma gibi uygulamalar yarardan çok zarar getirdi. Özellikle 1973’te çıkarılan ‘toprak ve tarım reformu kanunu’ hala pek çok açıdan tartışılmaya devam ediyor. Tarımda yapısal değişimi hedefleyen bu yasa, pilot il olarak Urfa’da uygulamaya konulmuştu. 1978’e kadar süren uygulamayla büyük toprak ağalarının elinden alınan arazilerin topraksız köylülere dağıtılması amaçlandı. Ancak daha sonra söz konusu yasa anayasa mahkemesi tarafından iptal edilmiş ve süreç kesintiye uğramıştı. Kimi uzmanlara göre bu uygulama başından beri sorunluyken kimine göre uygulama tamamlanmadığı için sorun üretmeye devam ediyor. Bu sorunların çözüme kavuşması için her bir uygulamanın tekrar gözden geçirilmesi ve adil bir çerçevede revize edilmesi gerektiğinin altı çiziliyor.

ÇÖZÜM İÇİN HER KESİM SEFERBER OLMALI…

Bölgenin bu ‘ölümcül kısır döngüden’ çıkması için öncelikle soruna yönelik çözüm politikalarının iyi tespit edilmesi gerektiği siyasi ve bürokratik kademenin etkin olabilmesi için de bölgenin sosyolojik yapısına hâkim hukukçuların, sosyologların ve sivil toplumun desteğinin tesis edilmesi gerektiği belirtiliyor. Yerel ekonomilerde istikrarsızlık yaratan bunun yanı sıra toplumsal dokuya ve uyuma zarar veren bu kavgalar aynı zamanda hukuk sistemine de yük bindiriyor ve sonuçta çözülemeyen veya geciken yargılamalar halkın adalete güveninin de sarsılmasıyla sonuçlanabiliyor. Tüm bunlara bağlı olarak uzun vadeli ve kalıcı bir çözüme ihtiyaç olduğu vurgulanıyor.

Konu hakkında çalışma yürüten birçok uzmana göre arazi sahipliğini ve kullanımını düzenlemek için net, adil ve güçlü yasaların oluşturulması ve uygulanması gerekiyor. Bunun için yerel halkın katılımı ve işbirliğine başvurulmalıdır. Çünkü bu sahiplenme ve sorumluluk duygusunu artırarak olası kavgaların önüne geçebilir. Taraflar arasında müzakere yoluyla uzlaşmanın sağlanması için de alternatif mekanizmaların oluşturulması gerekiyor. Ayrıca adil kaynak dağılımı, sürdürülebilir kalkınma politikaları gibi faktörler de dikkate alınmalıdır. Böylece bölgede barış, adalet ve refah sağlanabilir. Ağır sosyal, ekonomik ve hukuki sonuçları olan bu sorunun çözüme kavuşması için yetkililerin bir an önce gerekli adımları atması ümit ediliyor.

Haber: Vedat Ak

En az 10 karakter gerekli