DOLAR 31,0708 0.17%
EURO 33,6790 -0.05%
ALTIN 2.032,040,76
BITCOIN 1573379-0,76%
Şanlıurfa
13°

PARÇALI BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Erdoğan ve Miçotakis;Atina Bildirgesi"ni imzaladı

Erdoğan ve Miçotakis;Atina Bildirgesi"ni imzaladı

ABONE OL
8 Aralık 2023 02:41
Urfa Haberleri Erdoğan ve Miçotakis;Atina Bildirgesi"ni imzaladı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis, Türkiye-Yunanistan ilişkilerinin geleceğinin siyasi altyapısını oluşturan “Dostane İlişkiler ve İyi Komşuluk Atina Bildirgesi”ni imzaladı.

Miçotakis, bildirgenin 1930’da dönemin Başbakanları İsmet İnönü ve Elefterios Venizelos’un imzaladıkları “dostluk anlaşmasından” sonra yapılan ikinci deklarasyon olduğunu belirterek, atılan adımın tarihsel önemine işaret etti.

BBC’nin aktardığına göre, Taraflar arasında dostane ilişkiler ve iyi komşuluk anlayışını benimseyen bildirge, askeri gerginlikten kaçınmak için güven artırıcı önlemlerin alınmasını ve Ege sorunlarına uluslararası hukuku temel alan barışçıl çözümlerin bulunmasını içeriyor.

Erdoğan ve Miçotakis, Türkiye ve Yunanistan arasında yeni, sakin ve işbirliğine dönük bir dönemin başlatılması çağrısı yaptı.

İki lider, azınlıkların statüsü, Kıbrıs sorununun çözümü gibi konularda ise farklılıklarını basın toplantısında da dile getirdi.

Ancak her hâlükarda Erdoğan ve Miçotakis, Atina’da gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasında son dönemde yaşanan gerginlik dönemini sona erdirip, barış ve işbirliğini temel alan yeni bir dönemi başlattıklarını ilan etti.

Beşinci Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi (YDİK) için buluşan iki lider, Türk-Yunan ilişkilerinin bugünkü mevcut durumunun daha da ivme kazanması için ekonomi, ticaret, turizm gibi alanlarda somut adımlar attı.

Miçotakis, basın toplantısında, ikili ilişkilerin geleceğini de sağlama almak için imzalanan Atina Bildirgesi ile 1930’da imzalanan “Türk-Yunan Dostluk, Tarafsızlık, Uzlaştırma ve Hakemlik Antlaşması” arasında paralellik kurdu.

Söz konusu anlaşma, Lozan Antlaşması’yla çözümlenememiş bazı sorunların çözülmesini sağlamış ve yakın zamana kadar savaşan Türkiye ve Yunanistan arasında tarihî bir dönemin başlangıcı olmuştu.

Miçotakis’in bu hatırlatmayı yaparak, iki ülke arasında başlatılmak istenen yeni dönemin, en az 1930’daki süreç kadar önemli ve tarihî olduğu mesajını vermek istediği belirtiliyor.

Bildiride neler var?

İki ana bölümden oluşan bildirinin ilk bölümünde Türkiye ve Yunanistan’ın ilişkilere bakış açıları ve iyi komşuluk ilişkisinin kurulması için gerekli iradeye sahip oldukları teyit ediliyor.

Bölgenin refahı ve dinamizmini önemli ölçüde artırma potansiyeli olan iki ülkenin dostluk ve güven ortamında her iki ülke toplumu için çalışmaya devam edeceğinin belirtildiği bildiride, her türlü anlaşmazlığı dostane ilişkiler, karşılıklı saygı, barış içinde bir arada yaşama anlayışı ve barışçıl yollarla uluslararası hukuka uygun çözme kararlılığına dikkat çekiliyor.

İkinci bölümde ise tarafların üzerinde uzlaşıya vardıkları unsurlar belirtiliyor.

Yapıcı ve anlamlı siyasi görüş alışverişini devam ettirme ve bu kapsamda Ege sorunlarının çözümü için oluşturulan istikşafî ve istişarî görüşmelerin devamını kabul eden Erdoğan ve Miçotakis, Ortak Eylem Planı kapsamında başta ticaret, ekonomi, turizm, ulaştırma ve enerji gibi alanlarda pozitif gündemi sürdürmeyi kararlaştırdı.

İki lider, beş milyar dolar olan mevcut ticaret hacminin 10 milyar dolara çıkarılmasını hedefliyor.

Gerginlikleri önleme mekanizmaları

Türkiye ve Yunanistan, Doğu Akdeniz ve Ege’de geçmiş dönemlerde yaşanan askerî ve siyasî gerilimlerin bir daha yaşanmaması için alınacak önlemler konusunda uzlaştı.

“Yersiz gerginlik kaynaklarının ve bunlara ilişkin risklerin ortadan kaldırılmasına katkıda bulunacak, askerî alandaki tedbirleri de içeren Güven Artırıcı Önlemler” alınmasına karar veren Erdoğan ve Miçotakis, bildirgenin içeriğini ve ruhunu zayıflatıp itibarsızlaştıracak eylem ve girişimlerden uzak durmayı da kabul etti.

Liderler aynı şekilde, “bölgelerinde barış ve istikrarın muhafazasını tehlikeye atacak her türlü beyan, girişim veya eylemden kaçınmayı etmeyi taahhüt ederler” ifadesinde de uzlaştı.

Bildirgede yer alan son uzlaşı ise “Taraflar, aralarında ortaya çıkan herhangi bir anlaşmazlığı, doğrudan istişare yoluyla veya Birleşmiş Milletler Anayasası’nda öngörülen, ortaklaşa belirlenecek diğer yollarla dostane biçimde çözmek için gayret göstereceklerdir” biçiminde metinde yar aldı.

Bildirinin özellikle gerginliklerin önlenmesine ve sorunların barışçıl yollarla çözümüne ilişkin kararları dikkat çekti.

Türkiye ve Yunanistan, 1996’da Kardak bunalımı ve 2019-2020 Doğu Akdeniz bunalımında askerî olarak karşı karşıya gelmişti.

Ege ve Akdeniz’de kıta sahanlığı, karasularının genişliği, hava sahasının belirlenmesi, aidiyeti belirsiz adacıklar sorunu, Oniki adaların silahlandırılması gibi tarafların gündeme getirdiği birçok sorun var.

Türkiye ve Yunanistan Savunma Bakanlıkları, geçen aylarda yaptıkları görüşmeler sonunda tarafların envanterinde yer alan 29 güven artırıcı önlemin yaşama geçirilmesi konusunda uzlaşmıştı.

İlkesel uzlaşının parametreleri belli değil

Atina Bildirgesi, sorunların nasıl çözülmesi gerektiğine ilişkin ilkesel uzlaşıyı ortaya koymasına karşın, bu çabanın nasıl ve hangi parametreler üzerine inşa edileceğini ayrıntılı olarak belirlemiyor.

Miçotakis, Doğu Akdeniz ve Ege sorunlarını basın toplantısında gündeme getirdiğinde, “Uygun zaman geldiğinde kıta sahanlığı sorunlarını da konuşmaya hazır olacağız. Uluslararası deniz hukuku, bu sorunların çözümünde önemli rol oynar” mesajını verdi.

Erdoğan ise Türkiye ve Yunanistan’ın çözemeyeceği sorun olmadığını kaydederken, ikili sorunları çözerek dünyaya örnek olabileceklerini söyledi.

Tarafların, bu mesajlarla, zor sorunların çözümünü zamana bırakmayı ve bu süreçte güven ilişkisini güçlendirmeyi tercih ettikleri değerlendirmeleri öne çıkıyor.

Kıbrıs ve azınlıklar konularında farklı söylem

Erdoğan ve Miçotakis’in basın toplantılarında farklılıklarını gizlemedikleri iki önemli konu ise Kıbrıs sorunu ve azınlıklar meselesi oldu.

Miçotakis, Kıbrıs sorununun çözümünde BM Güvenlik Konseyi kararlarının temel alınması gerektiğine işaret etti ve iki taraflı, iki kesimli federasyon modeline göndermede bulundu.

Bu model, mevcut “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ufak değişikliklerle varlığını sürdürmesini” içeriyor.

Erdoğan ise Kıbrıs sorununun adanın gerçeklerine uygun şekilde ve iki devletli çözümü esas alarak çözülmesi gerektiğini söyledi.

Buna göre, Ankara, Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin eşit ve egemen temsil edilecekleri iki ayrı devletin kurulmasını istiyor. Taraflar arasındaki görüş ayrılığı, en sonuncusu 2017’de İsviçre’nin Crans Montana kentinde yapılan barış görüşmelerinin yeniden başlamasına engel oluşturmuştu.

Erdoğan ve Miçotakis, azınlıklar konusunda da farklı pozisyonlarını dile getirdi. Her iki lider de kendi topraklarında yaşayan azınlıkların iki ülke arasında köprü oluşturduğunu kabul etse de, azınlıkların hukukî tanımları ve hakları konusunda aynı görüşte değil! Erdoğan, Batı Trakya’da yaşayan azınlığın “Türk” olarak tanımlanması ve uluslararası hukuktan doğan haklarını kullanmaları gerektiğini söyledi.

Miçotakis ise Batı Trakya’daki azınlığın Lozan Antlaşması’nda “Müslüman azınlık” olarak belirtildiğini, Yunanistan’ın da vatandaşlarına buna göre davrandığını belirtti.

Türkiye, Yunan hükümetlerinin “Türk” adını kullanan dernek ve kurumları kapatmasını ve azınlık mensuplarının kendi dinî temsilcilerini seçmesine izin verilmemesini eleştiriyor.

Yunanistan ise Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesine ve 1971’den bu yana kapalı olan Heybeliada Ruhban Okulunun açılmamasına tepki gösteriyor.

“Kapıda vize”

Açıklamasında Türklere vize konusuna da değinen Miçotakis, Türk ve Yunan öğrenciler arasında daha yakın ilişkiler sağlanması için Türk öğrencilerin vizeden muaf tutulması konusunun da ele alındığını söyledi.

Miçotakis ayrıca, Türk vatandaşlarının Doğu Ege’deki 10 Yunan adasını kapıda vize ile yılda yedi gün süreyle ziyaret edebilmesini sağlayan uygulamanın yeniden hayata geçirileceğini söyledi.

Miçotakis’in sözünü ettiği 10 adanın Midilli, Limni, Sakız, Sisam, Leros, Kilimli, İstanköy, Rodos, Simi ve Meis olduğu belirtiliyor. Vize masrafı 60 avro olacak.

Kaynak: Ajans Bizim

En az 10 karakter gerekli